Mülteci kampı dediler, içeridekiler sığınmacı dediler.
Hatay halkına hayatı zindan ettiler. Kimsenin çıtı çıkmadı. Elektrikleri, suları ödenekleri çıkarıldı adına insani yardım dendi. Geceleri elerine silah alıp sınır geçtiler, silahlarını bırakıp kampa döndüler yalan dendi.
Millet üç kuruşa tamah ederken, bir sürü sıkıntı içerisindeyken sırf onlar için vergi üstüne vergi bindirildi. Zamlar yapıldı. Bir sürü dedikodu ortaya atıldı. Kimse yazamadı, dillendiremedi. Ambulanslar içerisine silah taşınıyor denildi, eğitim yapılıyor denildi. Muhalefet partilerinin milletvekilleri yoldan çevrildi. Ama BM’nin şeker ladysi zıt diye giriverdi. Lokantalara girdiler yediler içtiler, hesabı Başbakandan al deyip çekip gittiler. Mahalle aralarında evler kiraladılar, toplu taşıma araçlarından ücretsi yararlandılar. Hepsinin adına insaniyet dendi. Taşkınlık çıkarttıkları da oldu. Hastanelerde görev yapan kadın doktorlara, hemşirelere hatta hasta yakını kadınlara sarkıntılık ettiler, kimse dur demedi.
Ama işte sonunda bu da oldu!
İki yaralı Suriyeli askere yardım eden vatandaşın evi 18 ‘Özgür Suriye Ordusu’ üyesi tarafından basıldı. Askerler silah zoruyla kaçırıldı.
Polis, ihbar üzerine silahlı çete üyelerinin ifadesini aldı ve serbest bıraktı...
Olay Reyhanlı’da yaşandı.askerleri evine alan Mehmet K., Suriyeli komşuları tarafından ihbar edilince evi Özgür Suriye Ordusu, 18 kişi tarafından basıldı. Evdekilere Kaleşnikof doğrultan silahlı çete iki askeri kaçırdı. Türk Polisi tarafından yakalanıpsalıverildiler. Ve sürpriz… Hepsi serbest!
Yabancı bir devletin sözde askerleri vatan toprağını postalları altında çiğnedi! Nerede silahları, burada ne işleri var? Sorular cevapsız kaldı.
O zaman ağlamaya kalkışmayalım! Bilakis haydi beraber alkışlayalım…


